Coğrafi Keşifler Animasyon Videolu Anlatım

15. YÜZYIL…

Asya Kıtası, Avrupa Kıtası ve Afrika Kıtası.

Bugün şöyle dönüp dünya tarihine bir baktığımızda olan biten her şeyin yaşandığı üç kıta.

Peki dünya bu kadar mı? Hayır dediğinizi duyuyorum.

Fakat eğer tarih 15. Yüzyıl ve daha öncesi ise cevabımız evet,
dünya; Asya, Avrupa ve Afrika’dan ibaret. 16. Yüzyıla kadar, yani 1500’lü yıllara gelinceye kadar Asya, Afrika ve Avrupa’nın dünyanın geri kalanından haberi yoktu. Çünkü dünyanın geri kalanı okyanusların ötesindeydi ve o okyanuslar daha önce aşılmamıştı.

Şimdi Avrupalıların; yeni adalar, deniz yolları ve kıtalar keşfettikleri Coğrafi Keşifler dönemine bakalım.

Avrupalıları Coğrafi Keşiflere yönlendiren sebepleri listeleyecek olursak;
Okyanuslara dayanıklı gemilerin yapılması
Cesur ve tecrübeli gemicilerin varlığı
Kralların keşifleri desteklemesi
Pusulanın geliştirilmiş olması
Hindistan’a ulaşma isteği
Ve Hristiyanlığı yayma isteği

15. YÜZYIL’DA AVRUPA’NIN DURUMU
Dönemin Avrupa’sında Kutsal Roma Germen İmparatorluğu, Büyük Britanya, İspanya, Fransa, Portekiz Polonya ve Macaristan büyük güçler olarak ön plana çıkmaktadır. Bunlar dışında Avrupa genelinde siyasi birlik yoktur, kıtanın büyük bir kesiminde küçük prenslikler hakimdir. Büyük devletlerin birbirleriyle sürekli savaş halinde olması, Doğuda Osmanlı Devleti’nin Avrupa içlerine kadar ilerleyerek Avrupa’yı baskı altına alması, İpek ve Baharat yollarından uzak olunması sebebiyle Avrupa’nın birçok tüketim maddesinden mahrum kalması ve gelenlerin de fiyatlarının çok pahalı olması, Avrupa’yı hem siyasi hem de ekonomik açıdan zor durumlara sokmuştu.Biraz önce sıraladığımız Coğrafi Keşiflerin sebepleri arasından en önemlisi Asya’nın zenginliklerine, özellikle Hindistan’a ulaşma isteğidir. Bu bölgelerden çıkan mallar buraların yakınlarında ucuza satılırken, uzağa gittikçe pahalılaşır çünkü hem yol masrafları hem de devletlerin aldıkları kervan geçiş vergileri malların fiyatını arttırır. Avrupa’ya giden hemen hemen tüm mallar Osmanlı Devleti’nin topraklarından geçmekteydi. Osmanlı Devleti’nin uyguladığı geçiş vergilerinden dolayı bir mal Avrupa’ya ulaştığında fiyatı çok yükselmiş oluyordu. Dolayısıyla Avrupa’nın bu ekonomik zorluktan kurtulması için Hindistan’a ulaşabileceği bir deniz yolu keşfetmesi gerekiyordu.

Ümit Burnu’nun Keşfi – Bartelmi Diaz
Diaz 1486 yılında Portekiz kralı II. Jao’dan gizli bir görev alır. Görev Afrika kıtasının en ucuna ulaşmak, eğer mümkünse oradan da Hindistan’a ulaşmak. Kendisine verilen üç gemilik filo ile Afrika kıyıları boyunca ilerleyen Bartelmi Diaz hiçbir Portekizli’nin daha önce gitmediği kadar güneye giderek 1488 yılında Ümit Burnu’na ulaşır. Hindistan’a ulaşacak yolu yarıladığını fark eden Bartelmi Diaz Hindistan’a ulaşmak için buradan yola çıkar fakat çok fazla ilerleyemez. Zorlu fırtınalara maruz kalır, mürettebatında baş gösteren salgın hastalıklar ve soğuk hava koşulları sebebiyle Ümit Burnu’na geri döner. Ümit Burnu’nun keşfi Avrupalıların o güne kadar yapmış oldukları en büyük coğrafi keşifti. Deniz yoluyla Hindistan’a ulaşabilme umudu oluştuğu için tarihçiler bu burna, Ümit Burnu ismini verdiler.

Amerika’ya Ulaşılması – Kristof Kolomb
Kristof Kolomb… Bu gördüğünüz harita da Kolomb’un zihnindeki dünya. Zihnindeki dünya böyle olunca, Hindistan’a gitmenin kestirme bir yolunu arayan Kolomb, sürekli Batıya doğru gittiğinde Hindistan’a ulaşabileceğini düşünüyordu. İtalyan kökenli denizci Kolomb, okyanusa açılmak için gerekli olan gemi, mürettebat ve diğer maddi destekleri sağlamak amacıyla birçok krallığa başvurular yapmıştır. Bugünkü İspanya topraklarında bulunan Kastilya kraliçesi I. İsabella Kolomb’u desteklemeyi kabul etmiştir. Başta da gördüğümüz üzere Kristof Kolomb sürekli Batı’ya doğru gittiğinde Hindistan’a ulaşacağını düşünür fakat bilmediği bazı şeyler vardır. 1492 yılında 3 gemi ile yola çıkıp sürekli batıya doğru giden Kristof Kolomb Bahamalar’daki adalardan birine ulaşır. Daha önce Hindistan’ı görmemiş olan Kolomb ve beraberindekiler Hindistan’a ulaşmış olduklarını düşünür. Ancak Kolomb’un keşfi ile ilgili Avrupa’da yayılan haberlerden sonra bazı kesimler oranın yeni bir dünya olabileceği fikrine kapılırlar zira bu fikirler de doğrudur. Bugün Amerika kıtasında bulunan Kolombiya ülkesinin adı ve ABD’de bulunan Kolumbiya eyaletinin adı Kristof Kolomb’dan gelir. Peki Amerika ismini kaynağı nedir? Bunu ilerleyen dakikalarda öğreneceğiz.

Hindistan’a Ulaşılması – Vasko Da Gama
Hem Bartelmi Diaz’ın hem Kristof Kolomb’un okyanusa açılmalarındaki temel amaç Hindistan’a ulaşmaktır. Bartelmi Diaz bu işi yarısına kadar yapmışken, Kristof Kolomb Amerika Kıtası’nı keşfeder fakat bunun farkına varamadan ölür. Yine Portekizli bir denizci olan Vasko Dö Gama Hindistan’a güneyden gidilebileceğini düşünerek 1497 yılında yola çıkar. Oldukça zorlu bir yolculukla Afrika kıyılarını dolaşan Vasko Dö Gama 1498 yılında Hindistan’a ulaşır. Bu; Avrupa tarihindeki en popüler keşif olur çünkü artık Asya kıtasının zenginlikleri deniz yolu ile direkt olarak Avrupa’ya taşınmaya başlar. Böylece Avrupa’nın İpek ve Baharat yollarına olan bağımlılığı ortadan kalkar ve Avrupa toplumlarının refah düzeyleri artar.

Yeni Kıtanın İlanı – Amerigo Vespuci
Bir rivayete göre Amerigo Vespucci 1497 yılında Amerika kıtasının güney kıyılarını dolaşır ve Avrupa’ya gönderdiği mektuplarda buranın yeni bir kıta olduğundan söz eder. Fakat günümüz tarihçilerinin çoğu Amerigo Vespucci’nin 1497 yılında Amerika kıtasına gitmediğini ve mektupların ona ait olmadığını düşünmektedir. Doğruluğu kesin olan ise 1501 yılında Portekiz’den yola çıkan Amerigo Vespuci aynı yıl Amerika kıyılarına ulaşır ve buranın Asya kıtası değil, yeni bir kıta olduğunu ilan eder. Bu haber kısa sürede tüm Avrupa’da yayılır. Böylece Amerika kıtasının yollarını açan ve bu kıtaya ilk ulaşan denizci Kristof Kolomb olurken, bu toprakların yeni bir dünya olduğunu fark eden ve bunu ilan eden Amerigo Vespuci olur. 1507 yılında bu yeni dünyaya Amerika ismi verilir.

Dünya’nın Dolaşılması – Magellan ve Del Cano
1519 yılına gelindiğinde dünyada birçok ada, deniz yolu ve kıta keşfedilmişti. Avrupalı denizcilerin ve bilginlerinin tamamına yakını ve halkın bir kısmı dünyanın yuvarlak olduğuna kanaat etmişlerdi. Fakat bu bilgi kesin olarak görülmez kilise halen dünyanın düz olduğunu iddia eder ve buna karşı gelenleri dinsizlikle suçlar. Dünyanın yuvarlak olduğunu kesin olarak ispat etmek isteyen denizci Ferdinand Macellan, 1519 yılında İspanya’nın Sevilla kıyısından 5 gemi ile yolculuğa koyulur. Devamlı batı yönüne giderek tekrar aynı noktaya vardığında dünyanın düz değil, yuvarlak olduğunu ispat edeceğine inanır. Oldukça zorlu olan bu yolculukta Amerika’nın en güney ucunu geçen Macellan 2 yıl süren yolcuğun ardından 1521 yılında mürettebatı ile birlikte Güneydoğu Asya’daki Filipin adalarına kadar ulaşır. Macellan Filipinler’deki yerli halk ile giriştiği bir savaşta öldürülür. Mecellan’ın yardımcısı Del Kano yolculuğun kaptanlığını devralır, Filipinler’den ayrılarak 16 ay süren bir yolculuğun ardından 1522 yılında İspanya’ya ulaşır. Böylece sürekli Batı’ya giderek başlanılan noktaya varılır. Bu da dünyanın yuvarlak olduğunun kesin ispatı olur. Dünya’nın yuvarlak olduğu kesin olarak ispat edilince halkın kiliseye duyduğu güven de azalmaya başlar.

İlerleyen yüzyıllarda dünyanın dört bir yanında yeni keşifler yapılmıştır.

Coğrafi Keşifler’in Avrupa açısından sonuçları şöyle olmuştur:
– Hindistan’dan ve diğer Asya bölgelerinden deniz yolu ile direkt getirilen ürünler ucuz fiyatlarla Avrupa pazarlarına sokulmuştur. İnsanların alım gücü artmıştır.
– Amerika kıtası sömürgeleştirilmiş ve buradaki zenginlikler Avrupa kıtasına taşınmıştır.
– Zenginlik düzeyleri artan Avrupalılar, bilim ve sanat gibi faaliyetlerle ilgilenmeye başlamışlardır. Bu da Rönesans ve Aydınlanma Çağı dönemine zemin hazırlamıştır.
– Kilisenin bazı söylemlerinin doğru olmadığı anlaşılmış, papaya ve kiliseye duyulan güven azalmıştır. Bu da Reform hareketine zemin hazırlamıştır.
– Hristiyanlık keşfedilen topraklarda yayılmıştır.

Coğrafi Keşifler’in Osmanlı Devleti açısından sonuçları ise olumsuz olmuştur.
İpek ve Baharat yolları önemini kaybetmiş, Osmanlı Devleti’nin ekonomik gelirleri düşmüştür.

15. ve 16. Yüzyıl dünyasının en önemli gelişmeleri olan Coğrafi Keşifler’le Avrupa’nın kaderi kökten değişmiş, Coğrafi Keşifler’in verdiği hareket ile Avrupa, Sanayi İnkılabı’na kadar olan süreçleri gerçekleştirmiştir.

Bugün dünya üzerinde kendisinden haberdar olunmamış tek bir toprak parçası dahi yoktur.
Peki, sizce keşfin sınırı var mıdır?
İnsanlık bir gün Ay’a, Mars’a veya bir başka gökcismine yerleşebilir mi? Orada bir medeniyet kurabilir mi? Düşüncelerinizi yorumlara yazabilirsiniz.

Diğer Yazılar